Merhaba Sevgili BloXoo’cular,
BloXoo’da yenilikler bitmedi, bitmiyor ve bitmeyecek...
Bir süre önce BloXoo'da gerçekleşecek yeniliklerden bahsetmiş, bir kısım değişiklikler ile ilgili sizlere ufak tüyolar vermiştik. Geriye kalan değişiklikler ise sizin için sürpriz olsun istedik.
İsterseniz lafı fazla uzatmadan BloXoo’daki değişikliklerden ve de yeniliklerden birkaçına değinelim:
•Forum: BloXoo Forum, BloXoo’nun vazgeçilmezlerinden...
BloXoo Forum'da artık paylaşımlarınızı ve de fikirlerinizi farklı kategoriler altında sunabileceksiniz. Kategorilendirme istemeyen BloXoo’cuları unuttuk mu sanıyorsunuz? Tabii ki hayır! Sizin için forum sayfası ilk açıldığında başlıklar daha önceki gibi sıralanmaktadır. Sayfanın sağında yer alan kategorilerden filtreleme yaparak; istediğiniz kategorinin başlıklarına göz atabilirsiniz. Bunun dışında bir yenilik daha: artık BloXoo Forum’da kendi yazdığınız yorumları da silebileceksiniz.
•BloXoo Live:“BloXoo Live” ile BloXoo kullanıcılarının güncel aktivitelerini gözlemliyorduk. “Eeee bu eskiden de vardı!” dediğinizi duyar gibiyiz. Farkı; BloXoo’daki profil sayfanızda artık “BloXoo Live” daki aktivitelerinizi de görebileceksiniz. Artık kendinize hakim mi olmaya çalışırsınız, yoksa “Ne pasif kalmışım, biraz sosyalleşeyim!” mi dersiniz; orasını en iyi siz bilirsiniz.:)
•Okuma Odası: Bu oda sizin bildiğiniz odalara benzemez. Bu öyle bir oda ki, saatlerce bu odadan çıkmak istemeyeceksiniz. BloXoo’nun “Okuma Odası”nda, hem BloXoo’nun popüler bloglarından önerilen yazılarla, hem de daha binlerce blog yazısıyla buluşmaya hazır olun.
•Artık Twitter, Friendfeed, Facebook ikonlarımız ile bu platformlardaki Bloxoo gruplarımızı takibe almak çok kolay!
•Aynı Telden Bloglar/Blog Yazarları: BloXoo’da takip ettiğiniz blogların yanı sıra keşfedilmeyi bekleyen binlerce blog olduğunu biliyorsunuzdur. Peki BloXoo’da favori bloglarınızı gezerken tarzınıza uygun, sizinle aynı telden çalan bloglarla da tanışsanız nasıl olur? BloXoo akıllı bir sistemle, favorilerinize eklediğiniz ve yorum yazdığınız bloglara bakarak kendi tarzınızdaki blog ve blog yazarlarını tanımanızı sağlıyor. Aynı telden bloglar ve de blog yazarları ile artık yepyeni blog ve blog yazarları ile tanışmaya hazır olun!
•Arama: BloXoo’nun araması artık çok daha detaylı. Bloglarda, içeriklerde, forumda ve kullanıcı aktivitelerinde aradığınızı bulamamak gibi bir ihtimaliniz eskiden varsa artık yok.
•Arkadaşını davet et: Yapılan bir araştırmaya göre, arkadaşlarınızın Bloxoo’dan haberdar olduğunuzu ve onlara haber vermediğinizi öğrenmeleri durumunda sizle bir daha konuşmak istemedikleri görülmüş ve bu büyük tehlikeyi ortadan kaldırmak için yeni bir özellik eklenmiştir.
BloXoo’nun yeni özelliği olan “Arkadaşını davet et” özelliği ile, e-posta hesabınızda kayıtlı arkadaşlarınızı kolaylıkla BloXoo’ya davet edin.
•Son eklenen Blog Yazıları:: Son eklenen blog yazıları artık kategorilere ayrıldı. Anasayfadan, istediğiniz kategorideki son yazıları görüntüleyebileceksiniz.
Yeniliklerimiz bunlarla sınırlı değil. Buyrun sizleri buradan BloXoo turuna alalım.
Yenilikler, güzellikler ve daha nicesi...
Bizi takip etmeye devam edin!
Sevgiler...
BloXoo Editörleri
27 Mayıs 2009 Çarşamba
25 Mayıs 2009 Pazartesi
Şİmdi Söz PuCCa'da...
Merhabalar,
BloXoo’da “Günün blogu röportajları”na tam gaz devam ediyoruz.
Bu röportajımızın konuğu, birçoğumuzun okumaktan keyif aldığı PuCCa.
PuCCa’nın o şahane anlatımı dururken bize fazla laf düşmez. Sizleri PuCCa’ya yakışır şahane bir resimle süslenen keyif dolu röportajımızla başbaşa bırakıyoruz. Buyrun:

1. Bize biraz kendinizden bahseder misin?
Az öz kalmış has İzmir kızıyım diyebilirim. Medya sektöründe çalışıyorum, daha doğrusu çalışmaya çalışıyorum ama bir türlü dikiş tutturamıyorum. Aynı dikişi aşkta hiç tutturamıyorum. Kredi kartı borçlarım, bir türlü rayına oturtamadığım işlerim, vermem gerek 5 kilo, tek tük beyazlayan saçlarım ve hiçbir zaman evlenemeyeceğim korkusuyla yaşayıp gidiyorum...
2. Ne kadar süredir blog yazıyorsunuz?
İki buçuk sene oluyor...
3. Neden kişisel tarzda yazılar yazmayı terih ettiniz?
Kendim için yazıyordum, insanlara söyleyemediğim içimde kalan, beni kemiren sonra da yüzümde kocaman sivilceye dönüşen sıkıntıları yazarak rahatlıyorum çünkü..
4. Blogunuzu diğer bloglardan farklı kılan özellik nedir?
2 buçuk sene once bir çok farklı özellik sıralardım.. Ama gördüğüm 4 blogdan biri bu şekilde oldu.. Eskiden kişisel bloglar yedim içtim tuvalete gittim tarzındaydı. Ya hayatları mükemmel ötesiydi, paraları var, aileleri mükemmel, sevgilileri bradd pitt, dürüstlük onların göbek adı… “Arkadaşlarla bugün starbucksa gittik, frapiçinomuzu içerek deliller gibi eğlendik ehi ehi” tarzları yada” ölüyorum bitiyorum, insanlar çok kötü bir ben iyi, aldatıldım, ihanetin meyvesini hamken yedim piştim” gibi arabesk yazılar vardı. Onlardan artık bana öörrk gelmişti resmen.
5. Blogunuz birçok blog okuyucusunun favorisi. Sizi beğenenler arttıkça yazı üretkenliğinizde iyi ya da kötü yönde değişimler oluyor mu?
İyi yönde bir etkisi yok maalesef. Bir süre sonra orayı okuyan nedense sahipleniyor. Bunu yaz, şunu yaz, bunu böyle yazma, şöyle yapma diye komutlar vermeye başlıyor. Ben seni okuyorsam sen benim istediklerimi yapmalısın gibi sapıkça bir istek doğuyor kimi insanlarda.. Oranın kişisel bir blog olduğunu unutup, Kanal D’nin gündüz kuşağı programı zannediyorlar..
6. Kendi kategorinizde yada farklı kategorilerde takip ettiğiniz bloglar var mı? Varsa neler?
Çok sayıda var. Buraya bir yazmaya başlasam fuuuuu.. Ama teknoloji bloglarını sevmiyorum, daha doğrusu okusam da bir şey anlamıyorum..
7. Blogların, özellikle de sizin tarzınızda olan kişisel kategorideki blogların geleceği hakkındaki görüşleriniz neler?
Özellikle kadın blogcular, sevgililerine bloglarını söyledikten sonra çok uzun sürmüyor o blogun yayında kalması. İçten yazmayı bırakıyor, yapmacık yapmacık “aşkım böcüm cücüğüm böbüşüm yerim gıdını dıdını” İnsanları hem sıkıyor bu yazılar hem de kendisi sıkılıyor. Bir süre sonra kapanıyor blog. Yani eğer kadın bloggerlar çenelerini sıkı tutup, “blogum var 10 izleyicim olmuş süperim ben al sevgilim oku, alın arkadaşlarım okuyun bunu” yapmazlarsa kişisel blogların ömrü daha uzun sürer.. Dikkat edin kimliğini saklayan kişilerin blogları daha uzun süreli.. 2 buçuk senedir aralıksız yazmamın tek nedeni bu. Bir tane sevgilim biliyo olsaydı zaten.. yemek bloguna dönüştürürdüm orayı..
8. Nick olarak neden PuCCa? Sizin için özel bir anlamı var mı?
Arkadaşım Amerika’ya gitmişti, dönüşte sana benzeyen bişi getirdim diyerek bu çizgi filmin oyuncağını getirmişti. Daha Türkiye’de yayınlanmıyordu, Sonra öyle msn nickim PuCCa oldu, o şekilde devam etti..
9. “PuCCa Günlük” isimli en popüler bloglar arasında yer alan blogunuzun alan adı “passiflora-rapunzel.blogspot.com”. Neden passiflora-rapunzel; PuCCa’ya dair bir alan adı neden kullanmadınız?
Blogu ilk açarken depresyondaydım.. passiflora içiyordum, rapunzel gibi kendimi kuleye hapsolmuş hissediyordum.. İşin trajik yanı saçlarım uzun bile değildi, yani o kadar vahim durumdaydım.. Zaten ilk açtığımda blogu bambaşka amaçlar için açmıştım.. Önce şiir falan yazdım, sonra eski sevgilimin eşcinsel olduğunu falan yayayım, buradan onu rezil edeyim, photoshopla pis pis şekillere sokayım onu demiştim.. Nasıl depresyonsa artık(?) manyak manyak düşüncelerim vardı. Sonra kendime geldim günlüğe dönüştü orası...
10. “PuCCa Günlük” ün dışında 2 farklı bloga daha sahipsiniz: “Puccaysam günahım ne?” ve “PuCCa- düşünce” . Neden 3 ayrı blog ve de bloglarınız arasındaki farklar neler?
Bir tanesine kısa kısa dörtlüklerimi yazıyorum. O biraz daha arabesk. Diğerine ise aşktan meşkten hariç mevzuları..
11. Bloglarınızda birçok sarışın eski dönem aktristlerinin resimlerine yer veriyorsunuz. Bu ilginizin özel bir nedeni var mı?
Marilyn hayranıyım. İlk açtığım günden itibaren onu resimlerini koyuyordum. Cüzdanımda bile kadının resmini taşıyorum. Çok salakça ama hayatım ona benzetiyorum, alakası bile yok ama kendimi bildim bileli bir Norma yaşatıyorum içimde..
12. BloXoo ile ne zaman tanıştınız?
Bir seneyi geçmiştir sanırım.. Evet evet baya geçmiş hatta...
13. BloXoo’yu ve de blog dünyasını nasıl tanımlarsınız?
Açık konuşmak gerekirse bloxoo forum bölümünün çok açıkları var. Daha fazla kişinin denetlemesi lazım sanırım.. kaç sene geçti hala eksikler devam ediyor.. Onun dışında birçok blogu ordan tanıdım.. En basitinden Siminya’yı orda görüp okumaya başladım. Blogum hacklendiğinde orası sayesinde Buz cevheriyle tanışıp yeniden toparlamıştım blogumu. Blog adına bana kattığı şeyler yadsınamaz bloxoonun.. Blog dünyası ise herkesi, her şeyin aynı tip olması beni bazen sıkıyor..
14. BloXoo’da iki blogunuz da günün blogu oldu. Sizce günün blogunun artıları var mı? Var ise neler?
Artı 5, tebrikler, bana da beklerim ve favoricilerin hepsi kımıl kımıl dolanıyor profilde.. Bunun dışında elbet artıları var, kendi bloglarım için diyemem ama bir çok değişik blogu bu sayede tanıdım. Zaten günün blogunun formatı bu, yeni bloglar tanımak için bulunmaz fırsat..
15. Bir gün blogunuz çok fazla hit yaparak yüksek rakamlara satın alınmak istense, cevabınız ne olur?
Önce bir şaşırırım, kim naapsın benim fanfinilerimi yazdığım blogu diye.. Sonra alırım parayı ohh gelsin zara, gitsin mango...
Sevgiler...
BloXoo Editörleri
BloXoo’da “Günün blogu röportajları”na tam gaz devam ediyoruz.
Bu röportajımızın konuğu, birçoğumuzun okumaktan keyif aldığı PuCCa.
PuCCa’nın o şahane anlatımı dururken bize fazla laf düşmez. Sizleri PuCCa’ya yakışır şahane bir resimle süslenen keyif dolu röportajımızla başbaşa bırakıyoruz. Buyrun:

1. Bize biraz kendinizden bahseder misin?
Az öz kalmış has İzmir kızıyım diyebilirim. Medya sektöründe çalışıyorum, daha doğrusu çalışmaya çalışıyorum ama bir türlü dikiş tutturamıyorum. Aynı dikişi aşkta hiç tutturamıyorum. Kredi kartı borçlarım, bir türlü rayına oturtamadığım işlerim, vermem gerek 5 kilo, tek tük beyazlayan saçlarım ve hiçbir zaman evlenemeyeceğim korkusuyla yaşayıp gidiyorum...
2. Ne kadar süredir blog yazıyorsunuz?
İki buçuk sene oluyor...
3. Neden kişisel tarzda yazılar yazmayı terih ettiniz?
Kendim için yazıyordum, insanlara söyleyemediğim içimde kalan, beni kemiren sonra da yüzümde kocaman sivilceye dönüşen sıkıntıları yazarak rahatlıyorum çünkü..
4. Blogunuzu diğer bloglardan farklı kılan özellik nedir?
2 buçuk sene once bir çok farklı özellik sıralardım.. Ama gördüğüm 4 blogdan biri bu şekilde oldu.. Eskiden kişisel bloglar yedim içtim tuvalete gittim tarzındaydı. Ya hayatları mükemmel ötesiydi, paraları var, aileleri mükemmel, sevgilileri bradd pitt, dürüstlük onların göbek adı… “Arkadaşlarla bugün starbucksa gittik, frapiçinomuzu içerek deliller gibi eğlendik ehi ehi” tarzları yada” ölüyorum bitiyorum, insanlar çok kötü bir ben iyi, aldatıldım, ihanetin meyvesini hamken yedim piştim” gibi arabesk yazılar vardı. Onlardan artık bana öörrk gelmişti resmen.
5. Blogunuz birçok blog okuyucusunun favorisi. Sizi beğenenler arttıkça yazı üretkenliğinizde iyi ya da kötü yönde değişimler oluyor mu?
İyi yönde bir etkisi yok maalesef. Bir süre sonra orayı okuyan nedense sahipleniyor. Bunu yaz, şunu yaz, bunu böyle yazma, şöyle yapma diye komutlar vermeye başlıyor. Ben seni okuyorsam sen benim istediklerimi yapmalısın gibi sapıkça bir istek doğuyor kimi insanlarda.. Oranın kişisel bir blog olduğunu unutup, Kanal D’nin gündüz kuşağı programı zannediyorlar..
6. Kendi kategorinizde yada farklı kategorilerde takip ettiğiniz bloglar var mı? Varsa neler?
Çok sayıda var. Buraya bir yazmaya başlasam fuuuuu.. Ama teknoloji bloglarını sevmiyorum, daha doğrusu okusam da bir şey anlamıyorum..
7. Blogların, özellikle de sizin tarzınızda olan kişisel kategorideki blogların geleceği hakkındaki görüşleriniz neler?
Özellikle kadın blogcular, sevgililerine bloglarını söyledikten sonra çok uzun sürmüyor o blogun yayında kalması. İçten yazmayı bırakıyor, yapmacık yapmacık “aşkım böcüm cücüğüm böbüşüm yerim gıdını dıdını” İnsanları hem sıkıyor bu yazılar hem de kendisi sıkılıyor. Bir süre sonra kapanıyor blog. Yani eğer kadın bloggerlar çenelerini sıkı tutup, “blogum var 10 izleyicim olmuş süperim ben al sevgilim oku, alın arkadaşlarım okuyun bunu” yapmazlarsa kişisel blogların ömrü daha uzun sürer.. Dikkat edin kimliğini saklayan kişilerin blogları daha uzun süreli.. 2 buçuk senedir aralıksız yazmamın tek nedeni bu. Bir tane sevgilim biliyo olsaydı zaten.. yemek bloguna dönüştürürdüm orayı..
8. Nick olarak neden PuCCa? Sizin için özel bir anlamı var mı?
Arkadaşım Amerika’ya gitmişti, dönüşte sana benzeyen bişi getirdim diyerek bu çizgi filmin oyuncağını getirmişti. Daha Türkiye’de yayınlanmıyordu, Sonra öyle msn nickim PuCCa oldu, o şekilde devam etti..
9. “PuCCa Günlük” isimli en popüler bloglar arasında yer alan blogunuzun alan adı “passiflora-rapunzel.blogspot.com”. Neden passiflora-rapunzel; PuCCa’ya dair bir alan adı neden kullanmadınız?
Blogu ilk açarken depresyondaydım.. passiflora içiyordum, rapunzel gibi kendimi kuleye hapsolmuş hissediyordum.. İşin trajik yanı saçlarım uzun bile değildi, yani o kadar vahim durumdaydım.. Zaten ilk açtığımda blogu bambaşka amaçlar için açmıştım.. Önce şiir falan yazdım, sonra eski sevgilimin eşcinsel olduğunu falan yayayım, buradan onu rezil edeyim, photoshopla pis pis şekillere sokayım onu demiştim.. Nasıl depresyonsa artık(?) manyak manyak düşüncelerim vardı. Sonra kendime geldim günlüğe dönüştü orası...
10. “PuCCa Günlük” ün dışında 2 farklı bloga daha sahipsiniz: “Puccaysam günahım ne?” ve “PuCCa- düşünce” . Neden 3 ayrı blog ve de bloglarınız arasındaki farklar neler?
Bir tanesine kısa kısa dörtlüklerimi yazıyorum. O biraz daha arabesk. Diğerine ise aşktan meşkten hariç mevzuları..
11. Bloglarınızda birçok sarışın eski dönem aktristlerinin resimlerine yer veriyorsunuz. Bu ilginizin özel bir nedeni var mı?
Marilyn hayranıyım. İlk açtığım günden itibaren onu resimlerini koyuyordum. Cüzdanımda bile kadının resmini taşıyorum. Çok salakça ama hayatım ona benzetiyorum, alakası bile yok ama kendimi bildim bileli bir Norma yaşatıyorum içimde..
12. BloXoo ile ne zaman tanıştınız?
Bir seneyi geçmiştir sanırım.. Evet evet baya geçmiş hatta...
13. BloXoo’yu ve de blog dünyasını nasıl tanımlarsınız?
Açık konuşmak gerekirse bloxoo forum bölümünün çok açıkları var. Daha fazla kişinin denetlemesi lazım sanırım.. kaç sene geçti hala eksikler devam ediyor.. Onun dışında birçok blogu ordan tanıdım.. En basitinden Siminya’yı orda görüp okumaya başladım. Blogum hacklendiğinde orası sayesinde Buz cevheriyle tanışıp yeniden toparlamıştım blogumu. Blog adına bana kattığı şeyler yadsınamaz bloxoonun.. Blog dünyası ise herkesi, her şeyin aynı tip olması beni bazen sıkıyor..
14. BloXoo’da iki blogunuz da günün blogu oldu. Sizce günün blogunun artıları var mı? Var ise neler?
Artı 5, tebrikler, bana da beklerim ve favoricilerin hepsi kımıl kımıl dolanıyor profilde.. Bunun dışında elbet artıları var, kendi bloglarım için diyemem ama bir çok değişik blogu bu sayede tanıdım. Zaten günün blogunun formatı bu, yeni bloglar tanımak için bulunmaz fırsat..
15. Bir gün blogunuz çok fazla hit yaparak yüksek rakamlara satın alınmak istense, cevabınız ne olur?
Önce bir şaşırırım, kim naapsın benim fanfinilerimi yazdığım blogu diye.. Sonra alırım parayı ohh gelsin zara, gitsin mango...
Sevgiler...
BloXoo Editörleri
04 Mayıs 2009 Pazartesi
Şimdi Mikrofon Sizde...
Merhabalar,
“Günün Blogu” yankıları devam ediyor. Günün blogu ile keşfedilmeyen cevherler bir bir ortaya çıkıyor.
03.04.2009 tarihinde günün blogu olan Hafif Tarifler’in kurucusu Gülfem Işıklar'dan bir teşekkür e-postası aldık. Hafif Lezzetler’in günün blogu olduktan sonra daha çok kişiye ulaştığını belirterek, memnuniyetini dile getiriyordu. Bu da bizim aklımıza yeni bir fikir getirdi: “Günün Blogu” röportajları… Günün blogu ile bir nevi keşfedilen, kitlelerini genişleten blogcularla röportajlar yapabileceğimizi düşündük. İlk röportajımızı Gülfem Hanım ile gerçekleştirdik. Günün blogunun getirdikleri, blog dünyası ve de BloXoo hakkında çok renkli bir sohbet gerçekleştirdik. Buyrun, bu keyifli söyleşimizi siz de okuyun:

1. Bize biraz kendinizden bahseder misin?
Hafif Tarif’te de yazdığım gibi: 29 yaşında, İstanbul’da yaşayan, bilgisayar mühendisi, yemek yapmayı ve yemeyi seven araştırmacı bir kişilik. Şu an doktora yapmaya devam ediyorum, Bilgisayar Mühendisliği alanında.
2. Aşçılık konusunda herhangi bir eğitiminiz var mı ya da ileride bu konu ile ilgili profesyonel olarak birşeyler yapmayı planlıyor msunuz?
Bu konuda profesyonel bir eğitim almadım. Ama kısa süreli workshop tarzı eğitimlere gitmeyi çok istiyorum. Hatta bu aralar bütün yemek kursları çok ilgimi çekiyor. Aşçılığa profesyonel olarak girişebileceğimi hiç düşünmüyorum; ama zaman neler gösterir hiç bilinmez değil mi? : )
3. Yemek blogu yazmaya nasıl karar verdiniz? www.hafiftarif.com nasıl doğdu?
Doktora yapanlar iyi bilirler; en üretken olduğunuz 26-30 arası yaşlarda bazen kendinizi çok verimsiz hissedersiniz. İşte öyle bir dönemde, bloglarla çok yakından ilgilenen ve kendi blogları olan iki arkadaşımın desteğiyle başladım Hafif Tarif’e. Yemek her zaman ilgimi çeken bir konuydu. Yemekle ilgili hemen hemen tüm kaynakları; kitapları, dergileri, televizyon programlarını ve son yıllarda da hepsinden daha zengin ve eğlenceli bulduğum blogları takip etmeyi seviyorum.
4. Blogunuzu diğer bloglardan farklı kılan özellik nedir?
Gerçekten çok fazla sayıda yemek blogu var. Bunlardan bir kısmı, zaten çoğumuzun artık bildiği çok zengin içerikli ve başarılı bloglar. Bir kısmı daha amatör, kendi ailelerine veya misafirlerine yaptıkları tarifleri sunan bloglar. Amatör ve son derece başarılı bulduğum blog sayısı da o kadar çok ki. En büyük problemim, onları istediğim gibi takip edememek. Amatör-profesyonel; hepsi çok büyük takdiri hakediyor.
Hafif Tarif’in yeri biraz daha farklı. Hafif Tarif’te kendi tariflerim de bulunuyor; ama daha ziyade Türkiye dışındaki gelişmeleri, farklılıkları, değişik tarifleri aktarmaya çalışıyorum. Amacım: “Bir levrek fırında en iyi böyle yapılır.” demek değil. “Bakın levreğin ortasını yarıp patates doldurmuşlar.” veya “Bakın levreği küp küp doğrayıp soteleyip fırına vermişler.” demek, yeni çıkan yaratıcı mutfak aletleri hakkında bilgi vermek, beslenme konusunda son günlerde iyi kaynaklarda çıkan makaleleri/araştırma sonuçlarını paylaşmak, çok güzel bulduğum yemek fotoğrafçılığı örneklerini vermek. Akademik kariyer yaptığımdan dolayı, çok değişik ülkeler görme şansım da oluyor. Gittiğim ülkelerde bizzat kendi çektiğim fotoğraflarla hazırladığım bilgilendirici postlarım var. Kısacası tek amacım var: Yemek dünyasıyla ilgilenenlerin ufkunu açmak.
Bunu yapmak için, dünya çapında kabul görmüş yayınları ve en iyi yemek bloglarını sürekli takip ediyorum. İngilizce, Fransızca ve biraz İtalyanca bildiğim için, bu dilde yazılan bilgileri topluyorum. Bunları Türkçe’ye çeviriyorum ve kaynaklarıyla birlikte siteme koyuyorum. Anlayacağınız yabancı yemek sitelerine Türkiye’den okuyucu kazandırıyorum : ) Ayrıca, yazdığım konuda/tarifte, başka bir yemek blogunda iyi bir bilgi varsa; ona da link veriyorum.
Hafif Tarif’in bir diğer önemli özelliği ise, tarifleri kalori değerlerine göre sınıflandırmak. Tariflerde kullanılan ölçülerin hepsini, gram cinsinden belirleyip; kalori tablolarındaki değerlere göre ince ince hesap yapıyorum.
5. Blogunuzda daha çok hafif tarifler yer almakta. Yazın yaklaştığı şu aylarda hafif tarifler konusu bayağı ilgi odağı; ama sizin bu konuyu seçmenizdeki neden nedir?
Yemekle bu kadar haşır neşir olan birinin, arada diyetlerle ilgilenmemesi imkansız tabii ki: ) Başlangıçta sadece hafif tarifler verme amacıyla yola çıkmıştım. Diyet yapanlar veya hafif yemek isteyenler için bir kaynak olsun istemiştim. O yüzden kalori değerlerini de tek tek hesaplamıştım. Ama sonradan, hem tariflerin, hem de diğer konuların yelpazesi oldukça genişledi. “Nasılsa her yemeğin kalorisini hesaplayıp veriyorum, yüksek kalorili olandan da az yiyiveririz.” diye düşündüm : ) Yine de şerbetli hamur tatlıları, ağır kızartmalar veya 8 yumurta sarısı ile yapılan tariflere rastlayamazsınız. Zaten kendi yemeyeceğim tarifi kesinlikle koymuyorum.
6. Blogların, özellikle de yemek bloglarının geleceği hakkındaki görüşleriniz neler?
Yemek bloglarının sayısı korkunç bir hızla artmakta. Korkarım ki, birçoğu arada kaynamakta. Bazı bloglar yemekle ilgili çok güzel aylık dergiler çıkartmaya başladılar. İçinde birkaç blog yazarının tarifleri, bazılarının araştırma yazıları oluyor. Bunları son derece başarılı buluyorum. İleride bu dergilerin sayısının artacağını ve daha geniş kitlelere ulaştırılması için yollar bulunacağını düşünüyorum. Bence yemek blogu sahipleri kendi kafalarına uygun üçerli beşerli gruplar oluşturup; bu şekilde yayınlar çıkartacaklar.
7. Yemek kategorisi konusunda takip ettiğiniz yayınlar ya da bloglar var mı? Varsa neler?
Öncelikle yemekle ilgili çıkan kitapların birçoğunu okuyorum. Eskiden, bu kadar blog yokken, yemek dergileri de ilgimi çekerdi; ama artık takip edemiyorum. Dünyanın en iyi 50 blogu seçilen yabancı yemek bloglarını takip ediyorum. Yeni trendleri öğrenmek için; NY Times, Herald Tribune gibi gazetelerin sağlık ve yemek bölümlerine bakınıyorum. Sitemde sevdiklerim linkini güncel tutmaya çalışıyorum. Sevdiğim bloglar oradalar. Orada olmayıp, takip ettiklerim de var tabii.
8. Türkiye’de blog yazarlığı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce gereken önem veriliyor mu ve de gereken ilgi gösteriliyor mu?
Ben ve çevrem; blog yazarlarına gerekli önemi gösteriyoruz. Çevremdekiler Internet dünyasıyla çok ilgili insanlar oldukları için, bu soru için çok objektif bir yorum yapamayacağım sanırım.
9. BloXoo ile ne zaman tanıştınız?
BloXoo ile Blograzzi olduğu zamanlarda tanışmıştım. Mazimiz 1 sene kadar; çünkü benim de blog dünyasıyla kaynaşmam üzerinden sadece 1 sene geçti. Hafif Tarif öncesinde takip ettiğim birkaç blog dışında, blog dünyasında çok aktif değildim.
10. BloXoo’yu ve de blog dünyasını nasıl tanımlarsınız?
BloXoo, her konuda çok sayıda blogu ve sahibini bir araya getiren çok önemli bir ortam. Blog dünyası ise, son 1 senedir içinde olduğum; birçok arkadaş edindiğim, ufkumu çok geliştiren sıcak bir ortam. Ayrıca çoğunlukla samimi bir ortam olduğunu düşünüyorum.
11. 03.04.2009 tarihinde BloXoo’da günün blogu oldunuz. Bu size artılar sağladı mı? Sağladıysa bunlar neler?
Evet, bana artılar sağladı. Bir anda çok sayıda yeni insan blogumu gördü, çok güzel yorumlar aldım. Ayrıca blogların kategorilenmesi son derece kullanışlı. İstediğim alanda istediğim blogu, çok rahat bir şekilde bulabiliyor ve sahibiyle kolayca iletişime geçebiliyorum.
12. Bir gün blogunuz çok fazla hit yaparak yüksek rakamlara satın alınmak istense, cevabınız ne olur?
Blogu yine aynı çizgide yapmaya devam edeceksem, neden olmasın?
Sevgiler...
BloXoo Editörleri
“Günün Blogu” yankıları devam ediyor. Günün blogu ile keşfedilmeyen cevherler bir bir ortaya çıkıyor.
03.04.2009 tarihinde günün blogu olan Hafif Tarifler’in kurucusu Gülfem Işıklar'dan bir teşekkür e-postası aldık. Hafif Lezzetler’in günün blogu olduktan sonra daha çok kişiye ulaştığını belirterek, memnuniyetini dile getiriyordu. Bu da bizim aklımıza yeni bir fikir getirdi: “Günün Blogu” röportajları… Günün blogu ile bir nevi keşfedilen, kitlelerini genişleten blogcularla röportajlar yapabileceğimizi düşündük. İlk röportajımızı Gülfem Hanım ile gerçekleştirdik. Günün blogunun getirdikleri, blog dünyası ve de BloXoo hakkında çok renkli bir sohbet gerçekleştirdik. Buyrun, bu keyifli söyleşimizi siz de okuyun:
1. Bize biraz kendinizden bahseder misin?
Hafif Tarif’te de yazdığım gibi: 29 yaşında, İstanbul’da yaşayan, bilgisayar mühendisi, yemek yapmayı ve yemeyi seven araştırmacı bir kişilik. Şu an doktora yapmaya devam ediyorum, Bilgisayar Mühendisliği alanında.
2. Aşçılık konusunda herhangi bir eğitiminiz var mı ya da ileride bu konu ile ilgili profesyonel olarak birşeyler yapmayı planlıyor msunuz?
Bu konuda profesyonel bir eğitim almadım. Ama kısa süreli workshop tarzı eğitimlere gitmeyi çok istiyorum. Hatta bu aralar bütün yemek kursları çok ilgimi çekiyor. Aşçılığa profesyonel olarak girişebileceğimi hiç düşünmüyorum; ama zaman neler gösterir hiç bilinmez değil mi? : )
3. Yemek blogu yazmaya nasıl karar verdiniz? www.hafiftarif.com nasıl doğdu?
Doktora yapanlar iyi bilirler; en üretken olduğunuz 26-30 arası yaşlarda bazen kendinizi çok verimsiz hissedersiniz. İşte öyle bir dönemde, bloglarla çok yakından ilgilenen ve kendi blogları olan iki arkadaşımın desteğiyle başladım Hafif Tarif’e. Yemek her zaman ilgimi çeken bir konuydu. Yemekle ilgili hemen hemen tüm kaynakları; kitapları, dergileri, televizyon programlarını ve son yıllarda da hepsinden daha zengin ve eğlenceli bulduğum blogları takip etmeyi seviyorum.
4. Blogunuzu diğer bloglardan farklı kılan özellik nedir?
Gerçekten çok fazla sayıda yemek blogu var. Bunlardan bir kısmı, zaten çoğumuzun artık bildiği çok zengin içerikli ve başarılı bloglar. Bir kısmı daha amatör, kendi ailelerine veya misafirlerine yaptıkları tarifleri sunan bloglar. Amatör ve son derece başarılı bulduğum blog sayısı da o kadar çok ki. En büyük problemim, onları istediğim gibi takip edememek. Amatör-profesyonel; hepsi çok büyük takdiri hakediyor.
Hafif Tarif’in yeri biraz daha farklı. Hafif Tarif’te kendi tariflerim de bulunuyor; ama daha ziyade Türkiye dışındaki gelişmeleri, farklılıkları, değişik tarifleri aktarmaya çalışıyorum. Amacım: “Bir levrek fırında en iyi böyle yapılır.” demek değil. “Bakın levreğin ortasını yarıp patates doldurmuşlar.” veya “Bakın levreği küp küp doğrayıp soteleyip fırına vermişler.” demek, yeni çıkan yaratıcı mutfak aletleri hakkında bilgi vermek, beslenme konusunda son günlerde iyi kaynaklarda çıkan makaleleri/araştırma sonuçlarını paylaşmak, çok güzel bulduğum yemek fotoğrafçılığı örneklerini vermek. Akademik kariyer yaptığımdan dolayı, çok değişik ülkeler görme şansım da oluyor. Gittiğim ülkelerde bizzat kendi çektiğim fotoğraflarla hazırladığım bilgilendirici postlarım var. Kısacası tek amacım var: Yemek dünyasıyla ilgilenenlerin ufkunu açmak.
Bunu yapmak için, dünya çapında kabul görmüş yayınları ve en iyi yemek bloglarını sürekli takip ediyorum. İngilizce, Fransızca ve biraz İtalyanca bildiğim için, bu dilde yazılan bilgileri topluyorum. Bunları Türkçe’ye çeviriyorum ve kaynaklarıyla birlikte siteme koyuyorum. Anlayacağınız yabancı yemek sitelerine Türkiye’den okuyucu kazandırıyorum : ) Ayrıca, yazdığım konuda/tarifte, başka bir yemek blogunda iyi bir bilgi varsa; ona da link veriyorum.
Hafif Tarif’in bir diğer önemli özelliği ise, tarifleri kalori değerlerine göre sınıflandırmak. Tariflerde kullanılan ölçülerin hepsini, gram cinsinden belirleyip; kalori tablolarındaki değerlere göre ince ince hesap yapıyorum.
5. Blogunuzda daha çok hafif tarifler yer almakta. Yazın yaklaştığı şu aylarda hafif tarifler konusu bayağı ilgi odağı; ama sizin bu konuyu seçmenizdeki neden nedir?
Yemekle bu kadar haşır neşir olan birinin, arada diyetlerle ilgilenmemesi imkansız tabii ki: ) Başlangıçta sadece hafif tarifler verme amacıyla yola çıkmıştım. Diyet yapanlar veya hafif yemek isteyenler için bir kaynak olsun istemiştim. O yüzden kalori değerlerini de tek tek hesaplamıştım. Ama sonradan, hem tariflerin, hem de diğer konuların yelpazesi oldukça genişledi. “Nasılsa her yemeğin kalorisini hesaplayıp veriyorum, yüksek kalorili olandan da az yiyiveririz.” diye düşündüm : ) Yine de şerbetli hamur tatlıları, ağır kızartmalar veya 8 yumurta sarısı ile yapılan tariflere rastlayamazsınız. Zaten kendi yemeyeceğim tarifi kesinlikle koymuyorum.
6. Blogların, özellikle de yemek bloglarının geleceği hakkındaki görüşleriniz neler?
Yemek bloglarının sayısı korkunç bir hızla artmakta. Korkarım ki, birçoğu arada kaynamakta. Bazı bloglar yemekle ilgili çok güzel aylık dergiler çıkartmaya başladılar. İçinde birkaç blog yazarının tarifleri, bazılarının araştırma yazıları oluyor. Bunları son derece başarılı buluyorum. İleride bu dergilerin sayısının artacağını ve daha geniş kitlelere ulaştırılması için yollar bulunacağını düşünüyorum. Bence yemek blogu sahipleri kendi kafalarına uygun üçerli beşerli gruplar oluşturup; bu şekilde yayınlar çıkartacaklar.
7. Yemek kategorisi konusunda takip ettiğiniz yayınlar ya da bloglar var mı? Varsa neler?
Öncelikle yemekle ilgili çıkan kitapların birçoğunu okuyorum. Eskiden, bu kadar blog yokken, yemek dergileri de ilgimi çekerdi; ama artık takip edemiyorum. Dünyanın en iyi 50 blogu seçilen yabancı yemek bloglarını takip ediyorum. Yeni trendleri öğrenmek için; NY Times, Herald Tribune gibi gazetelerin sağlık ve yemek bölümlerine bakınıyorum. Sitemde sevdiklerim linkini güncel tutmaya çalışıyorum. Sevdiğim bloglar oradalar. Orada olmayıp, takip ettiklerim de var tabii.
8. Türkiye’de blog yazarlığı hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce gereken önem veriliyor mu ve de gereken ilgi gösteriliyor mu?
Ben ve çevrem; blog yazarlarına gerekli önemi gösteriyoruz. Çevremdekiler Internet dünyasıyla çok ilgili insanlar oldukları için, bu soru için çok objektif bir yorum yapamayacağım sanırım.
9. BloXoo ile ne zaman tanıştınız?
BloXoo ile Blograzzi olduğu zamanlarda tanışmıştım. Mazimiz 1 sene kadar; çünkü benim de blog dünyasıyla kaynaşmam üzerinden sadece 1 sene geçti. Hafif Tarif öncesinde takip ettiğim birkaç blog dışında, blog dünyasında çok aktif değildim.
10. BloXoo’yu ve de blog dünyasını nasıl tanımlarsınız?
BloXoo, her konuda çok sayıda blogu ve sahibini bir araya getiren çok önemli bir ortam. Blog dünyası ise, son 1 senedir içinde olduğum; birçok arkadaş edindiğim, ufkumu çok geliştiren sıcak bir ortam. Ayrıca çoğunlukla samimi bir ortam olduğunu düşünüyorum.
11. 03.04.2009 tarihinde BloXoo’da günün blogu oldunuz. Bu size artılar sağladı mı? Sağladıysa bunlar neler?
Evet, bana artılar sağladı. Bir anda çok sayıda yeni insan blogumu gördü, çok güzel yorumlar aldım. Ayrıca blogların kategorilenmesi son derece kullanışlı. İstediğim alanda istediğim blogu, çok rahat bir şekilde bulabiliyor ve sahibiyle kolayca iletişime geçebiliyorum.
12. Bir gün blogunuz çok fazla hit yaparak yüksek rakamlara satın alınmak istense, cevabınız ne olur?
Blogu yine aynı çizgide yapmaya devam edeceksem, neden olmasın?
Sevgiler...
BloXoo Editörleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)